kalbimin ayağı ile yürü (mü) yorum..

Kalbimin ayağı ile yürüyorum bilmediğim bir uçurum kenarında. Saydığım yalnızca taşların sayısı değil, ömrümün giden zamanı, kalan zamanı ve 5.mevsimin başladığı yerden geldiğim zaman. Ben mi yanlış biliyorum yoksa bilenler mi yanılıyor anlayamıyorum ama ben kalbimin ayağı ile yürüyorum mevsimlerin infilak ettiği bir yol güzergâhında.

Uçurumun kenarından hafifçe ayağımı kaydırıyorum. Bir durduğum noktaya bakıyor, bir de uçurumdan aşağılara uzanıyorum. Hangisi daha az sızı yüklü derken, nefsi mücadelenin saygılı infazı ellerimi tutuyor boşluklardan, kurtarmak adına yaşlanan gençliğimi. Yaşlanan gençliğim şükürle karışık bir terennüm söyleniyor öyle derinden derine, söylenmeden ama çığlık çığlığa ..

Sonra oradan kıyıya bakıyorum. Mavi okyanusların salındığı bir boşluğa uzanıyorum çaresizliğimden habersiz. Gideceği limanı bilmeyen rotasız gemiler gibi, acı içerisinde bir ışığa koşuyorum. Deniz fenerinin muhteşem parlaklığı gözlerimi kamaştırıyor fakat ulaşamıyorum bulunduğu diyarlara. Uzaktan uzağa bir merhaba diyorum , sonra gündelik işlerden bahsediyorum ona, çocuklar misali makaralar sarıyorum, bolca gülüyorum umursamaz edalarla. Sonra yalnızlığımla baş başa kalıyorum…

Tadını, adını ve zamanını eskilerden bildiğim bir acı yükleniyor ciğerimin en hissedilir tarafına. Yüreğimden vücudumun bütün hücrelerine yayılan tanıdık bir sızı dolduruyor benliğimi. Sabahları zar-zor ettiğim gecelerden şafağın en bilindik kimsesizliğine uzanıyorum. Onlara da anlatıyorum üzerimden geçen depremin yarattığı enkazı. Onlarda bana enkazın en acı hallerini anlatıyorlar. Yıldızlar dökülüyor birer birer gökyüzünden, ay gündüze küsüyor saklanıyor şafağa yaklaşırken. En parlak haliyle güneş görünüyor tepelerden. Ben yine yaşlanan gençliğimle bir başıma, şükürle karışık bir terennüm söyleniyorum, öyle derinden derine, söylenmeden ama çığlık çığlığa!…

Gökkuşağını orta yerinden altın makasla  kestiğim günden beridir hep gece, ay, yıldızlar ve şafak denkleminde kalbimin ayağıyla yürüyorum sema üzerinde. Kendi kendime öylesine bir uçurtma yapmak istemiştim kırıntılarından. Bir gün üzerine çıkıp en bilindik diyarlarında 5. Mevsimden ,bildiğim mevsimlere geçerken kullanayım diye hayallerimin en güzel mekanına astım rengarenk uçurtmamı. Gövdesine sevgi ibrişimi takmıştım oysaki, sevda iklimlerine çocuk sevinci yolculuklar yapsın diye. Gergef gergef bir ümit işlemiştim kuyruğunun püsküllerine. Her salınışında yalnızlığın tüm sızılarını semanın en yüksek yerlerinden aşağılara yollasın diye.

Uçurtmamın rüzgârına mı dokundu birileri nedir? Nedir bu sessizliğim kendi içimde ki? Nedir bu acılarımın en dik duruşlu olması gerekirken en berduş hali? Dudakların yukarıya doğru kıvrılması da neden? En basit kahkahalar mı örtmeli yüzüme en çok yakışan halleri?  Umutlar bana kalmadı mı karanlık gecelerin bilmediğim labirentlerinden geçerken? Ve bilmediğim bilmeceleri teker teker ısrarla çözmeye uğraşırken aklımı mı yitirdim en canavar hallerimden? 

Bütün bunları sormuyorum artık vedamı bu karanlık gecede bırakırken ..

Adımı söylemiyorum, sizin bildiğiniz dünyalardan savuşurken ..

Kime zararı vardı masum düşlerin, ufacık şeylere mutlu olan saf düşünüşlerin?

Kalbimin ayağı ile yürümüyorum, yüreğimin söğüdünün en yeşil tonları gözyaşı gibi dökülüyor toprağa ..

Ama ben yine de ebruli gönlümün tuvalindeki tüm güzel renkleri nakış nakış işleyeceğim hayatımın tüm anlarına…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s