“sustum”

 

Sustum…

Bir onurlu duruş ifadesi bıraktım zamana, bir bilinmezlik taktım ifademin en anlaşılır tarafına, yalnız anlaşılan bilinmezliğim olsun diye… Tüm gördüğüm anlamsız suretlerin suratına bir ok gibi fırlattım suskunluğumu. Varsın suratımın asıklığından dem vursunlar da, adımı olur olmaz yarenliklerde laf zulası, söz simsarı olarak da görmesinler diye sustum. Türküleri dillendirdim kendi kendime, öğrendiğim tüm kelimeleri yan yana dizip yollarına şiirler dizdim sevdiklerimin, bildiğim tüm küfürleri beynimin en gereksiz yanlarına attım , çıkmasınlar diye orta yere en kahpe düşmelerde karşımda. 

 

Sustum…

Konuştuklarım yalnızca en güzel yanlarım olsun diye. Elimdeki sermayem yalnızca beğenilen taraflarım olsun diye. Yüreğimi sakladım, yüreğimin etrafına kaleler diktim, girmesinler diye, giremesinler diye. Yalnızlık bana, kalabalıklar içerisindeki çoklu (!) solo onlara kalsın diye… Yalnız kaldıkça imanıma daha bir yakınlaşayım diye sustum. Sustum ki iman tazeleyeyim diye her vurulmalarımda. Kanasın diye yaralarım oluk oluk, ağlasın diye en beter yanlarım, en unutmadıklarım, en unutamadıklarım içime mıh gibi işlesin, beni bir rüzgar gibi her yandığımda daha da körüklesin diye. İlahi rahmete daha da yaklaşayım, imanımı tazeleyeyim her yandığımda diye sustum…

Sustum…

Sizlerden yanıma kalan yalnızca bir avuç nasihat olsun diye, madalya yapmak için gereksiz yanılgılarınızı yarınıma ve tecrübe diye anabilmek için gelen geçen her bir günü sustum. Daha fazla günah işlememek için sustum, sözlerinize ortak olmamak, sözlerinizde artık anlam aramadan, düz mantıkla algılamak için, sözlerinize adımla başlatmamak, sözlerinizin içerisinde adımı zikretmenize mehil vermemek, sermayelerinize katık olmamak ve umudumu ağızlarınızın en ishal hallerinde yok etmemek için sustum…

Sustum…

Sizlerin beni anlayabilecek yüreğe sahip olmadığınızı bildiğim için, bir gün kendi yarınımı sizin için feda edebileceğimi halen algılayamadığınız için, yüreğimde şekillenen coğrafyanın içinizden kimlere yurt olduğunu bilmediğiniz için, içimde büyüttüğüm her bir damlanın okyanuslara denk umman olduğunu bilemediğiniz için, sussam dahi halen içimden ağız dolusu konuştuğumu ve yalnızca geceleri Rabbimle size dair hasbıhaller ettiğimi bilmediğiniz için ve herkesi kendi yanılgılarınız, yanlışlarınız ve sapkın düşüncelerinizdeki haller ile yorumladığınız için SUSTUM !

Sustum …

Mücadele etmenin yorgunluğunda, saatlerin isyanlarındayım…Susmak reddetmektir harfleri birbiri ardına sıralanan heceleri ve toplamından kelimeler yaratıp hediye etmemektir yaptığı en güzel hediye paketini..İlk sustuğum gün başlamıştı aslında yaprak dökümü ve tüm sesli harfler ötenazi haklarını kullanmışlardı gözüme gözüken en bilindik yerde. Engellemek isterdim her birini lakin susmak işime gelmişti benim de. Oysaki çarşaf misali bağlayıp da kelimeleri birbiri ardına var etmekte vardı gelecek zamanlara en tazesinden. Ama ben aynen ötenazi hakkını kullanan harfler gibi susmayı tercih ettim ve kimselerin benim sesimi kısmasını beklemeden, kendi işimi kendim yapmak adına SUSTUM …

Sustum…

Teslim olmaların parfümü hep tektir nedense;eziklik kokar bedenler ve ruhlar. Ağır bir kokudur,bilir sürünenler;sabun,su arasan da arınmak için, temizlenemez insan yıllar yılı …Kolay değil susmaların yanına yamacında bir yer bulup sığınmak zamana.İki ucu keskin bıçak misali,ya birden çöker üzerine,ezilirsin ağırlığı altında, ya da sustum zannedersin ağzından çıkan binlerce hecenin tsunami şiddetinde dalgaları arasında boğulurken, amansız anlarda…Ben anları kefeme koydum, bir daha konuşur muyum bilinmez, ya da bilinmez artık konuştuğum zamanlardaki heyecanı bulur mu yalan suretlerde bu yürek? Bilinmez şimdilik bu coğrafyalarda yarının neler getireceği. Bilinmez sıfırlar ve sayılar eksiye mi gider artıya mı, bilinmez kokuşmuşlukların hangi gerçekliğe doğru koşar adım ya da durur adım ilerleyeceğini. Susmak da erdemdir demiş büyükler, kimi konuşacak bir şeyleri olmadığından,kimisi konuşmayı bilmediğinden susar ama bizimkisi farklı olanlardan. Bir kelime enflasyonu yaşanıyor bizim coğrafyalarda, en temizinden, en doğrusundan. Lakin muhatapsızlık ya da muhatabın doğruluğundan şüphe varsa susmak yegane gerçekliktir…

İşte ben o yüzden SUSTUM…

Sustum…

Birilerinin hep sayıları vardı, çok sıfırlı, her sıfırından ayrı hazlar aldıkları.Nefeslerinin arasına serpilmişti sayılar, her bir nefesleri sanki o sayıların, sıfırların çokluğuna bağlıydı. Ben o sayıların arasında aradım onları, bulmaya çalıştım sayılar arasında yüreğime koyduklarımı, sevdaları gönlüme düşmüş olanları. Ben sayıların arasında buldum da kendimi, kelimelerin arasında, harflerin bileşkesinde bulamadım onları. Acı çektim, bağırdım, çağırdım da, bulamadım kimseleri. Sonra çıkardım,topladım,çarptım,böldüm ama bulamadım sonucu, bir matematik hesabında kaybolan öğrenci misali, bulamadığım denklemin en alt tarafına kocaman bir eşittir attım. Sonucun önüne, eşittirin yanına yazıyla, sayı ile bedeli olmayan tek bir kelime yazdım ;

SUSTUM…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s