” eder mi ‘bir ömür huzur’ kadar ? “

Bir serçenin kanat çırpınışlarından öğrendim ben hayatı. Ellerim daha yetişmezken elma dallarına, elmanın kırmızılığını taşıyan bir yürekle selamladım tüm insanlığı. Adımı koyanların beklentilerini de doğrularcasına hayata bir karanlık bir de ışıklı yollardan bakmayı bildim hep. Kimsenin gölgesi ile girmedim adını bilmediğim coğrafyalara. Hep en bilindik hallerimle el salladım gidenlere ve hep en sevdiğim hallerimle merhaba dedim hayatıma adım atanlara. Hayatımın içerisinde başrol oynamayı isteyenleri geçirdim hep büyük sınavlardan sınavın büyüğünü onların yapacağını bilmeden eyvallah dedim tüm olanlara. Olanlar ve bitenler hep yüzeysel olarak algılansa da ben bildim derinliklerde hep bir doğru aramayı, bildim en derinlerden hazineler bulup çıkarmayı.
Hayatın en orta yerinde, en de nirvanasında başımdan aşağı dökülen bir kova kaynar su ile gerçeklere döndüm. Realist yaşamayı beceremediğim iklimlerde, yağmurlu okyanus bulutlarıyla mukabelede bulundum. Geriye kalan adım dolu pişmanlık, adım dolu yalnızlık ve adamlık dolu bir duruşum kaldı. Duruşlarımın içerisinde kendime ait duruşlar aramaya başladım hiç bıkmadan hiç usanmadan. Ama aradığım gerçekliği hiçbir yerinde bulamadım yalan benliklerin. Yalan benlikler kendilerinin yalanlarıyla çevrili bir ummanın ortasında kaybolmuşken, bana karşı beklentilerinin aslında ne de yerinde, ne de elzem olduğundan dem vurdular hep. Büyük bir nezaket ile karşılamak isterken tüm olanları yine yağmur bulutları ile karşılık verdim onlara da… Ben mi zamanın teranecilerinin anlattığı gibi değildim yoksa karşıma gönül gerçekliğim olarak koyduğum yalan mı bu hayatın en kahpe ve gereksiz yanlarından fırlayıp çıkmıştı ?
Çokça , adım başı, saat başı ve dahi dakika başı sorgulamaya başladım sonra hayatın aslında ne olduğunu ? İlla piç düşmek mi lazımdı fahişe rahimlerden, adamlığın sorgulanması için ? Adamlık mutlaka cinsini sevdiğim cinsine çeker gerçekliğinde mi şekilleniyordu ? Bu işin yaşanılası bı tarafı yok muydu ? İlla genetik gerçekliklerle birilerine benzemek zorunda mıydı insancıklar ? Herkesin geninde aynı yalanlar, aynı teraneler ve aynı bilinmez denklemler mi mevcuttu ? Neden dua ve şükür gerçekliğinde şekillenen, bir de hakkımıza düşen mutluluktan payımızı almıyorduk ya da alamıyorduk? Çokça konuşmalarımız hala mücadelenin peşinde olduğumuzu anlatmıyor muydu ? Mücadele etmek hayatı yaşanır kılmaya yetmiyor muydu? Ve bir insan için mücadele etmek onu ne kadar çok sevdiğimizi yeterince anlatmıyor muydu ? Bilmez miydi bu yalanlar, yalancılar, mücadelemizin de bittiği anda ortada bir gerçekliğin kalmayacağını ? Hayatı boyunca kendi hayatı için mücadele etmek zorunda kalmış bir benlik için bir yüreği kurtarmak için edilen mücadeleyi görmezden mi gelecekti ? Ya da bizim mücadelemiz hayatın çetin şartları arasında gereksiz yanılgılar ve basit serzenişler olarak mı duyuluyordu ?
Bizim için huzur kişinin “ an” da olması idi. Peki beynimizin kimyasalları anda olmak dışında bizi hiç istemediğimiz anlara sürüklüyorduysa suç bizim miydi ? “Bensel varoluş ve ölümsel hiçlik” arasındaki sürecin bitmesi mi lazımdı huzura erişmemiz için ? Nihayetinde kalbimizin durması mı lazımdı illa huzuru algılatmamız için ? Ok mu suçlu idi yoksa yay mı? Yoksa ok ve yay arasındaki müthiş akis şimdilerde gereksiz bir gerginliğe mi dönüşmüştü ? Kim daha fazla hayatı anlamaya ve bununla birlikte karşısındakini anlamaya çalışıyordu ?
Hareket eden bir hayatın içerisinde huzuru yaşamak mümkün değildi de , neydi ? Yaşama adım adım gitmez isen, o sana hiç gelmeyecekti. Koşar adım gidilmeliydi hayatın gerçeklerine ki, o da sana çifter çifter gelmeliydi.


Zembereğimi patlatan bir ses ile uyandım uykumdan…
Çok düşündüm, sonunda buldum…
Huzur bende olmayandı…
Ama huzur özür dilemeliydi artık bana uğramadığı her gün için…
Birçok malım var, mülküm var, gönlümde deruni bir sevgim var… Hepsini satsam artık size, eder mi bir ömür huzur kadar?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s